top of page

Yargıtay'dan Düğün Takıları Hakkında Önemli Bir İçtihat Değişikliği

  • Yazarın fotoğrafı: Editor
    Editor
  • 10 Tem
  • 3 dakikada okunur


Aile hukuku uygulamasında boşanma süreçlerinin en çekişmeli ve uyuşmazlığa açık konularından biri olan düğün takılarının (ziynet eşyalarının) aidiyeti, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 06.05.2026 tarihli, 2025/10276 Esas ve 2026/5181 Karar sayılı emsal nitelikteki yeni ilkesel kararı ile değişime uğramıştır. Yargıtay; toplumun gelenek ve göreneklerinin zamanla değişmesini, ekonomik ve hukuksal ilişkilerin dinamik yapısını ve evlilik birliği kurulurken eşlerin ortak yaşam alanına maddi katkı sağlama gayelerini gözeterek on yıllardır süregelen eski yerleşik içtihadından vazgeçtiğini açıklamıştır.  


Peki bu tarihi karar ne anlama geliyor ve boşanma davalarında neleri değiştirecek? Merak edilen tüm detayları sizler için derledik.


1. Eski Uygulama Neydi?

Yargıtay’ın önceki yerleşik uygulamalarında; taraflar arasında aksine bir sözleşme ya da yerel örf-adet kuralı ispatlanamadığı müddetçe, düğün merasiminde kim tarafından hangi eşe takılırsa takılsın (ister kadına, ister erkeğe takılsın; takılan şey ziynet eşyası, altın, döviz veya nakit para olsun fark etmeksizin) tüm bu değerlerin tamamı kural olarak kadının kişisel malı kabul edilmekteydi. Bu durum, özellikle erkeğe takılan nakit paralar veya kadına özgü olmayan altınlar bakımından uygulamada ciddi tartışmalara sebebiyet vermekteydi.  


2. Yeni İçtihat ile Getirilen Kademeli Paylaşım Esasları

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, yeni ilkesel görüşünde uyuşmazlıkların çözümü için kademeli bir hak hiyerarşisi belirlemiştir. Bundan böyle düğün takılarının paylaşımında mahkemeler şu sıralamayı dikkate alacaktır:  

  • 1. Aşama (Açık Anlaşma): Eğer eşler arasında düğün takılarının paylaşımına veya kime ait olacağına dair yapılmış yazılı ya da sözlü bir anlaşma mevcutsa, paylaşım öncelikle bu anlaşma hükümlerine göre gerçekleştirilir.  

  • 2. Aşama (Yerel Örf ve Adet): Taraflar arasında bir anlaşma bulunmadığı takdirde, taraflardan biri kendi yörelerine ait yerel bir örf ve adetin varlığını iddia eder ve bunu yasal delillerle ispatlarsa, paylaşım bu kurala göre yapılır.  

  • 3. Aşama (Genel Kural - Yeni Esas): Yukarıdaki iki durumun da bulunmaması halinde genel kural şudur: Erkeğe ve kadına takılan/verilen ve ekonomik değer taşıyan her şey kural olarak kendilerine (yani kime takıldıysa ona) aittir.  

  • 4. Aşama (Karşı Cinse Özgü Olma İstisnası): Yeni genel kuralın en büyük esnetildiği nokta takının fiziki niteliğidir. Takılar içinde açıkça karşı cinse özgü (yalnızca kadının ya da yalnızca erkeğin kullanımına elverişli) bir takı varsa, o takı hangi eşe takılmış olursa olsun özgü olduğu cinse verilmiş sayılır. (Örneğin; erkeğin boynuna takılan kadına özgü bir altın gerdanlık veya bilezik, erkeğe takılmış olsa dahi yine kadının sayılacaktır.)  

  • 5. Aşama (Unisex / Her İki Cinse de Özgü Takılar): Takının niteliği konusunda bir çekişme yaşanırsa bilirkişi incelemesi yapılır. İnceleme sonucunda takının her iki cins tarafından da kullanılabileceği (unisex olduğu) belirlenirse, bu takı kime takıldıysa/verildiyse ona ait olur.  

  • 6. Aşama (Takı Sandığı ve Torbasına Atılanlar): Doğrudan eşlerin üzerine takılmayıp takı sandığına veya torbasına atılan değerlerde; konulan şey bir cinse özgü ise o cinse ait sayılacak; çeyrek altın, yarım altın, döviz veya nakit para gibi her iki cins için de geçerli değerler ise ortak mal kabul edilerek yarı yarıya paylaştırılacaktır.  


3. Karara Konu Olan Somut Olayda Ne Oldu?

İncelemeye konu uyuşmazlıkta; yerel mahkeme eski içtihat doğrultusunda hareket ederek düğünde takılan toplam 16 adet çeyrek altının tamamının kadın eşe iade edilmesine karar vermişti.  

Ancak Yargıtay 2. Hukuk Dairesi yaptığı incelemede, bilirkişi raporuyla düğün sırasında bu çeyrek altınlardan 6 adedinin doğrudan erkeğe takıldığının tespit edildiğini vurgulamıştır. Çeyrek altının niteliği itibarıyla "kadına özgü bir ziynet eşyası" olmadığı gerçeğinden hareket eden Yargıtay; doğrudan erkeğe takılan bu 6 adet çeyrek altının erkeğin kişisel malı sayılması gerektiğine hükmetmiş ve yerel mahkemenin kararını erkek lehine bozmuştur. Kadının açıkça ispat edebildiği, kendisine takılan veya erkek tarafından harcandığı kesinleşen diğer bilezik ve kolyeler yönünden ise kadının haklılığı onanmıştır.  


4. İspat Yükü Kuralları Değişti mi?

Yeni kararda ispat hukukuna ilişkin temel ilkeler varlığını korumuştur. Türk Medeni Kanunu’nun 222. maddesi uyarınca, belirli bir malın kendisine ait olduğunu iddia eden kimse bu iddiasını ispatla mükelleftir.  

Ziynet alacağı davalarında, hayatın olağan akışı gereği kadına özgü ziynet eşyalarının (bilezik, takı seti vb.) kadın eşin himayesinde (zilyetliğinde) olduğu kabul edilir. Bunun aksini iddia eden, yani takıların kendisinde olmadığını, erkek tarafından elinden alınarak harcandığını ileri süren kadın eş, bu iddiasını şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispat etmek zorundadır.  


Sonuç ve Hukuki Değerlendirme

Yargıtay’ın bu ilkesel kararı, boşanma davalarında ziynet alacağı taleplerinin seyrini değiştirecektir. Artık dava dilekçelerinde ve savunmalarda "düğünde takılan her şey" kadının kişisel malıdır şeklinde genel taleplerde bulunmak geride kalmıştır.  


Bundan sonraki süreçlerde her bir takının kime takıldığı, takı sandığına atılanların niteliği, karşı cinse özgü takılar olup olmadığı ve düğün videoları ve fotoğraf kayıtları üzerinden yapılacak teknik ve hukuki analizler davanın kaderini belirleyecektir.


Hak kayıplarının önlenmesi adına, süreçlerin uzman bir aile hukuku avukatı ve profesyonel arabulucular eşliğinde yürütülmesi büyük önem arz etmektedir.  


📎 Hukuki destek ve arabuluculuk süreçlerinde danışmanlık için bizimle iletişime geçebilirsiniz.


 
 
 

Yorumlar


bottom of page