top of page

MURİS MUVAZAASI DAVALARINDA ÖLÜNCEYE KADAR BAKMA SÖZLEŞMESİNİN GERÇEK NİTELİĞİ NASIL TESPİT EDİLİR? YARGITAY HUKUK GENEL KURULU YOL GÖSTERİYOR.

  • Yazarın fotoğrafı: Editor
    Editor
  • 16 Tem
  • 3 dakikada okunur

T.C. YARGITAY HUKUK GENEL KURULU

Esas No : 2024/563 Karar No : 2025/808 Karar Tarihi : 10.12.2025

MAHKEMESİ: Bodrum 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI: 2022/705 E., 2023/511 K. ÖZEL DAİRE: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi


ÖZET


Mirasbırakanın, tapulu taşınmazının çıplak mülkiyetini "ölünceye kadar bakma akdi" adı altında bazı mirasçılarına devretmesi, ancak bu devrin gerçekte mirasçılardan mal kaçırma amacı taşıması hâlinde, işlem muris muvazaası nedeniyle geçersiz sayılır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, somut olayda mirasbırakanın tüm malvarlığını oluşturan tek taşınmazını, bakım ihtiyacıyla orantısız biçimde ve kız çocuklarını (davacıları) miras dışında bırakacak şekilde devrettiğini tespit ederek, görünüşteki "bakma akdi"nin aslında bağış iradesini gizleyen muvazaalı bir işlem olduğuna hükmetmiştir.


I. OLAYIN ÖZETİ


Mirasbırakan, 1989 yılında dava konusu taşınmazın intifa hakkını üzerinde bırakarak çıplak mülkiyetini, "ölünceye kadar bakma akdi" ile iki oğluna eşit oranda devretmiştir. Oğullardan biri, 1992 yılında kendisine düşen payı bu kez satış yoluyla, davalı yeğenlerine (kardeşinin çocuklarına) devretmiştir.

Mirasbırakanın kız çocukları (davacılar), bu işlemlerin gerçekte kendilerini miras hakkından yoksun bırakmak amacıyla yapıldığını, "bakma akdi" ve "satış" görünümünün ise gerçeği gizleyen bir perde olduğunu ileri sürerek tapu kayıtlarının iptali ile miras payları oranında adlarına tescilini, bu mümkün olmazsa tenkis yapılmasını talep etmiştir.

Davalılar ise mirasbırakanın gerçekten bakıma ihtiyacı olduğunu, bakım borcunun ifa edildiğini ve sonraki satışın da gerçek bir satış olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.


II. YARGILAMA SÜRECİNİN SEYRİ


Dava, farklı mahkemeler ve Yargıtay 1. Hukuk Dairesi arasında üç kez bozma-direnme sürecinden geçmiştir:

  • İlk Derece Mahkemesi başlangıçta davayı kabul etmiş, tapu kaydının iptaline karar vermiştir.

  • Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, temlik edilen taşınmazın değerinin mirasbırakanın tüm malvarlığına oranının ve bu oranın makul sınırda kalıp kalmadığının araştırılmadığı gerekçesiyle kararı bozmuştur.

  • Yeniden yapılan yargılamada mahkeme bu kez davayı reddetmiş, bakım ihtiyacının gerçek olduğu ve temlikin karşılıksız (bağış niteliğinde) olmadığı sonucuna varmıştır.

  • Özel Daire bu kararı da bozmuş; mirasbırakanın aile koşulları, ilişkileri ve taşınmazın tüm malvarlığına oranı birlikte değerlendirildiğinde, mal kaçırma amacının bulunduğu kanaatine varmıştır.

  • Mahkeme bu ikinci bozmaya kısmen direnmiş, dosya Hukuk Genel Kurulu önüne gelmiştir.


III. HUKUK GENEL KURULU'NUN GEREKÇESİ


1. Muris Muvazaası Nedir?


Karar, konunun temel dayanağı olan Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'na (01.04.1974 tarihli, 1974/1 E. - 1974/2 K.) atıfla, muris muvazaasını şu şekilde tanımlamaktadır: Mirasbırakanın, mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak amacıyla, gerçekte bağışlamak istediği taşınmazı, tapu memuru önünde satış veya ölünceye kadar bakma akdi görünümü altında devretmesi.


2. Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesinin Niteliği


Karar, ölünceye kadar bakma sözleşmesinin (TBK m. 611) ivazlı (karşılıklı edimli) bir sözleşme olduğunu, bakım borçlusunun malın mülkiyetini devralırken karşılığında bakım alacaklısına uygun gıda, konut ve tedavi sağlamakla yükümlü olduğunu vurgulamaktadır. Bu sözleşmenin geçerli olabilmesi için, sözleşme tarihinde bakım alacaklısının özel bir bakım ihtiyacı içinde bulunması dahi şart değildir.


3. Muvazaanın Tespitinde Bakılması Gereken Kriterler


Kurul, bir ölünceye kadar bakma sözleşmesinin muvazaalı olup olmadığının tespitinde şu olguların birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir:

  • Sözleşme tarihinde mirasbırakanın yaşı, fiziki ve genel sağlık durumu,

  • Mirasbırakanın aile koşulları ve ilişkileri (özellikle davacı mirasçılarla ilişkisi),

  • Temlik edilen malın, mirasbırakanın tüm malvarlığına oranı ve bu oranın makul bir sınırda kalıp kalmadığı,

  • Mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı.


4. Somut Olaya Uygulama


Kurul, dosya kapsamında şu tespitleri yapmıştır:

  • Dava konusu taşınmaz, mirasbırakanın tek malvarlığı idi ve oldukça değerliydi.

  • Mirasbırakanın bakım ihtiyacı, tüm malvarlığını devretmeden de karşılanabilecek nitelikteydi.

  • Temlik edilen çıplak mülkiyet değerinin, mirasbırakanın toplam malvarlığına oranı makul sınırı büyük ölçüde aşmaktaydı.

  • Temlik, kız çocukları olan davacılardan mal kaçırma iradesiyle yapılmıştı.

  • Payın sonradan yeğenler tarafından satın alınmış olması, işlemin başlangıçtaki hukuki niteliğini değiştirmez; bu nedenle sonraki devrin varlığı da muvazaa olgusunu ortadan kaldırmaz.

Bu tespitler ışığında Kurul, davacıların iddialarını ispatladığı sonucuna vararak, tapu iptali ve tescil isteminin kabulü gerektiğine karar vermiş ve direnme kararını bozmuştur.


IV. DEĞERLENDİRME VE ÖNEMLİ SONUÇLAR


Bu karar, muris muvazaası davalarında uygulamacılar açısından şu noktaları netleştirmektedir:


  1. Bakım ihtiyacının varlığı tek başına yeterli değildir. Mirasbırakanın gerçekten bakıma ihtiyacı olsa dahi, devredilen malın değeri bu ihtiyaçla orantısız derecede fazlaysa, muvazaa tespiti yapılabilir.

  2. "Tüm malvarlığının tek bir mirasçıya/mirasçı grubuna devri" güçlü bir muvazaa emaresidir. Özellikle bu devrin, saklı paylı mirasçılardan (somut olayda kız çocuklarından) bir kısmını tamamen dışarıda bırakacak şekilde yapılması, mahkemelerce özenle irdelenmesi gereken bir husustur.

  3. Sonraki iyiniyetli üçüncü kişi devri, muvazaayı ortadan kaldırmaz. Muvazaalı olarak edinilen payın daha sonra başka bir kişiye (yeğenlere) satılmış olması, işlemin başlangıçtaki muvazaalı niteliğini değiştirmemekte ve davacıların miras haklarını bertaraf etmemektedir.

  4. İspat yükü davacı mirasçılara aittir, ancak davacılar mirasbırakan ile davalı arasındaki sözleşmenin dışında (üçüncü kişi konumunda) olduklarından, iddialarını tanık dâhil her türlü delille ispatlayabilirler.


Bu içerik, ilgili Yargıtay kararının değerlendirilmesi amacıyla hazırlanmış olup hukuki görüş niteliği taşımamaktadır. Somut olaylara ilişkin değerlendirme için danışılması tavsiye edilir.

 
 
 

Yorumlar


bottom of page